21. YÜZYILDA ULUS DEVLET VE ÜNİTER DEVLET…

0
Atatürk Devrimi’nin koruyucusu olan kişi ve kurumlara düşen temel asli görev, tesadüflere karşı gerekli önlemlerin yerinde ve zamanında alınmasıdır. Ulus devletin çeşitli tehditler altında olduğu ifade edenler de elbette buna karşılık ulus devletin yaşatılmasına ve güçlendirilmesine yönelik tedbir ve çareler üretmek mecburiyetindedirler.

Ulus devletin en önemli özelliklerinden biri egemenliğin devlete ve ulusa ait olması ve paylaşılmasıdır. İkinci özellik ise, ulus devletin güçlü devlet kurum ve kuruluşlarına sahip olmasıdır.  Burada daima sıkça tartışılan bir konuda, devletin işlev sahalarının kapsamı ile kurumları arasındaki ilişkidir.

Francis Fukuyama’nın “DEVLET İŞLEV SAHALARININ KÜÇÜLTÜLMESİ, ANCAK BUNUN YANINDA DEVLETİN KURUMLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ VE KUVVETLENDİRİLMESİ” (*) (Francis Fukuyama, Devlet İnşası/21. Yüzyılda Dünya Düzeni ve Yönetim, Çev. Devrim Çetinkasap, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2005, s.7.) yaklaşımı değerlendirilmelidir. ABD’yi ayakta tutan güçlerin başında çok güçlü kurumlara sahip oluşu vardır.

Devletin küçülmesi kavramından, devletin kurumlarının güçsüzleştirilmesi anlaşılmamalıdır. Fukuyama ulus devlet düşüncesine geri dönmekten ve bir kez daha nasıl güçlü ve verimli ulus devlet yapısı geliştirebileceğini anlamak ve bunun için çalışmaktan başka bir seçenek olmadığını açıkça ifade etmektedir.

Küreselleşmenin olumsuzluklarına karşı koymak için, küreselleşmenin baş aktörleri de hızla kendi ulusal yapılarını en iyi bir şekilde korumaya ve güçlendirmeye yönelmektedir. Bu durum ABD’de, AB ülkelerinde de böyledir. Bu nedenle ülkeler tarafından izlenecek gerçekçi yol ”KÜRESEL DÜŞÜNMEK, ANCAK ULUSAL HAREKET ETMEK” olmalıdır.

“21. Yüzyılda ulus devlet yapısının ortak değeri ne olacaktır?”

“21. Yüzyılda ulus devlet yapısı hangi temel esasa dayanmalıdır?”

Ulus devlet yapısının ortak değerleri aslında Anayasa’nın 5. Maddesinde açıkça yer almaktadır. Yine hatırlatmak gerekirse bu değerler:

– Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyet’i ve Demokrasiyi korumak,

– Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamaktır.

“Ulus devlet yapısı hangi temel esasa dayanmalıdır?” sorusunun cevabı çok açıktır: Vatandaşlık esasına dayalı milliyetçilik anlayışına.

Vatandaşlık esasına dayalı milliyetçilik ırk ve din farkı gözetmeksizin, ortak kimlik/üst kimlik etrafında her vatandaşı “TÜRK” saymaktadır, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı saymaktadır.

Kültürel kimlik ise bir bireyin toplumsal ilişkiler ağı içinde kendisini tanımlayabileceğine inandığı özgül kimlik özellikleridir. Kişi toplumsal kimliğini üst/ortak bir kimlik olarak benimseyecek ve kabul edecek, bireysel kültürel kimliğini ise ikinci kimlik olarak ifade edebilecektir.

Vatandaşlığa dayalı milliyetçilik bu anlamda Türkiye halkını oluşturan değişik dini ve etnik farklılıklara sahip vatandaşların topluma entegre edilmesini/ olması gerektirir.

Entegrasyon kişilerin aidiyet duygusu hissettikleri ikincil kültürel kimlikleri engellemeden, üst/ortak Türk kimliklerini muhafaza etmelerini sağlamaktır. Entegrasyon, farklılıkları kabullenmek, ancak farklı olanların uyum içinde yaşamalarını sağlamaktır.

Entegrasyon elbette sadece kimlikler üzerine dayandırılmamalıdır. Asırlarca kader birliği yaptığımız, kaderde ve sevinçte ortak olduğumuz bireylerle ortak bir gelecek tasavvurumuz ve ortak değerlerimiz, bizleri birbirimize bağlayacak en büyük neden olmalıdır. İmparatorluğun çöküşüne şahit olmuş Cumhuriyetin kurucu kadroları, imparatorluğun son 200 yıllık acılı tarihinden de etkilenmiştir. Ancak Cumhuriyet’i acılardan beslenmiş intikamcı bir hafıza üzerine kurmamışlardır. Cumhuriyet’i ve Ulus Devleti kuranlar, etnik veya dini referanslı bir milliyetçilik anlayışı benimsememişlerdir.

Burada karşı karşıya kalınan diğer bir soru da şudur: İkincil kültürel kimlikler doğrudan doğruya mı tanınacaktır, yoksa sadece bireysel seviyede ikincil kültürel özgürlüklerin önünün açılması yeterli midir?

Modern ulus devlet anlayışı ve liberal demokrasi bireysel demokrasi, bireysel özgürlüklerin önünü kapatmaz. Aksine modern ulus devlet, bireysel kültürel özgürlükleri genişletir, kalitesini artırır. Kültürel alanda bireysel özgürlüklerin önünün açılması, etnik kimliği değil, aksine vatandaşların bireysel özgürlük alanı, yaşam kalitesini ve ülkelerine olan sadakatlerini güçlendirici bir unsur olarak görülmelidir.

Çağdaş demokratik toplumlarda, üst/ortak kimliğin dışında, kültürel ikincil kimlik özelliklerinde dile getirilmesi ve yaşanması mümkündür. Önemli olan, kültürel ikincil kimliklerin, bizi bir arada tutan üst/ortak kimliğin önüne geçerek onu parçalayan egemen bir kimlik haline dönüştürülmemesidir.

Aynı durum diğer ulus devletler için de geçerlidir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde, Latin Amerikalılara devlet resmi söylemlerinde “LATİN AMERİKALI” olarak değil, “Amerikalı” olarak hitap edilmektedir. Aksi şekilde hitap etmek, ikincil kültürel kimliklerin üst/ortak kimliğe dönüşmesini kabul etmek demektir. Amerika Birleşik Devletleri’nde federatif ”BİRLEŞİK DEVLETLER” tanımı, üst/ortak kimliğin dışında bir hâkimiyet alanına izin vermemektedir.

Etnik kimliğin siyasallaştırılması, başka bir ifadeyle siyasal temsil aracı olması, toplumsal siyasal kimlik unsuru haline getirilmesi ise, devletle olan siyaset ilişkisinin etnik kimlik üzerinden yapılması anlamına gelmektedir. Lübnan, Irak ve Balkanlar’da hüküm süren istikrarsızlık ve şiddet sarmalı, etnik kimliğin siyasallaştırılmasının ve bir ortak kimlik yaratılamamasının sonucunda yaşanabilecekler için bir örnek teşkil etmektedir.

Netice olarak şunu söyleyebiliriz:

– İkincil kimlikler ancak ikincil kültürel kimlik şeklinde bireysel seviyede yaşayabilir, geliştirilebilir ve korunabilir. Bu, kültürel bir zenginlik olarak görülebilir. Bireysel özgürlüklerin sınırının azınlık ve grup hakları ile kesişmesine, yeni azınlıklar ve üst kimlikler yaratılmasına izin verilemez. Tarihsel hafızamız, ulusumuzun mutlu ve müreffeh geleceği ve anayasal düzenimizin korunması bunu gerektirmektedir.

İkincil kültürel kimliklerin anayasal ve yasal çerçevede tanınması ki bu grup hakkı olarak tanınması anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Ulus Devlet ve Üniter Devlet yapısı içinde mümkün değildir.

Devlet, ulus devletin güçlendirilmesi amacıyla, aldığı tedbirlerle ve bütün söylemleriyle vatandaşlarını daha müreffeh, daha özgür ve daha mutlu bir hayata sahip olabileceklerine inandırmalıdır.

Bu açıdan devletimiz, tüm yurttaşlarına olduğu gibi özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşamakta olan KÜRT ve ZAZA kökenli vatandaşlarımıza “DAHA MÜREFFEH BİR YAŞAM”, “FIRSAT EŞİTLİĞİNDEN DAHA FAZLA YARARLANABİLME” ve “KENDİLERİNİ HER ALANDA GELİŞTİREBİLME” imkânlarını sağlamak zorundadır.

Ayrıca, bu yurttaşlarımızın “MAĞDURİYETE UĞRADIKLARI ŞEKLİNDEKİ ALGILARININ” düzeltilmesi ve değiştirilmesi gerekmektedir. Bu, DEVLETİMİZİN ASLİ VE VAZGEÇİLMEZ ÇOK ÖNEMLİ BİR GÖREVİDİR…

Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına düşen görev ise sadakat içinde ülkesini ve milletini sevmektir. Unutulmamalıdır ki, Cumhuriyet’in vatandaşı olmak, sadece hakları değil, sorumluluklar da içerir…

Ülkeye ve devlete duyulan sadakat çok önemlidir. Ulus devlet olgusu, vatandaşların sadakatine bağlıdır. Ortak bir geleceğe sahip olma isteği ve kararlılığı, en az ortak geçmişe sahip olmak kadar önemlidir.

Vatanseverlik, sadakat için de çok önemli bir olgudur. Ülke sevgisi üzerine bina edilen

vatanseverlik, hem akıllı bir sadakat hem de duygusal bir bağlılıktır. Ülke sevgisi de akılcı ve rasyonel temeller üzerinde yükseltilmelidir. Bu açıdan tüm vatandaşların paylaşacağı ortak değerler çok önemlidir. Bu kapsamda, Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet’in değerlerini sahiplenmek ile tarihi geçmişe ilgi duymak ve geçmişle bağlarını koparmamak birbiriyle çatışmamalıdır.

YAZAR: Orhan ORGARUN

Cevap bırakın

ssd vds
ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-content/plugins/really-simple-ssl/class-mixed-content-fixer.php on line 111