24 TEMMUZ 1923’TE LOZAN ANTLAŞMASI’YLA BİRLİKTE TÜRKİYE BAĞIMSIZ BİR DEVLET OLDU…

0
Lozan Antlaşması, Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin Türkler ve Kürtler Açısından En Önemli Noktasını Oluşturmaktaydı!  Lozan Antlaşması ve Türkler, Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndan sonra barış görüşmelerini yapmak üzere İngiltere, hem İstanbul Hükümeti’ni hem Ankara Hükümeti’ni konferansa davet ederek iki başlılık oluşturmak istemişti. Sadrazam (Başbakan) Tevfik Paşa da Ankara’ya bir yazı göndererek Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’in bir temsilcisi belirlenmesi, eğer belirlenmezse temsilen kendilerinin bir temsilci çıkartacaklarını bildirdi. Bunun üzerine Ankara önüne sürekli çıkan İstanbul hükümeti engelini, mecliste yapılan hararetli tartışmalar sonucunda 1 Kasım 1922’de Saltanatı kaldırarak son verdi. Böylece Lozan’da Türkiye’nin tek temsilcisi Ankara Hükümeti oldu!

Lozan Konferansı’nda ülkemizi temsil edecek kişiyi Gazi Mustafa Kemal Paşa, Mudanya Ateşkes Antlaşması’nda TBMM’yi temsil eden Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa olarak belirledi.

İsmet Paşa’yla beraber 33 kişilik heyete konferansa gitmeden önce 14 maddelik bir bildiri verilmiş ve bu bildirilerin içinde KAPİTÜLASYON ve ERMENİ YURDU ile alakalı ödün verilmemesi üzerinde durulmuştu. Görüşmeler sonunda imzalanan anlaşmayla akademisyenler çok tartışacak kararlar bırakarak, 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması’yla birlikte Türkiye Bağımsız bir Devlet oldu!

Lozan Antlaşması, Modern Türkiye Cumhuriyetinin Türkler ve Kürtler açısından en önemli dönüm noktasını oluşturmaktaydı. İsmet Paşa İzmir doğumlu olmasına rağmen aslen Malatyalı bir Kürt’tü! Bunun yanında Diyarbakır milletvekili Zülfü Tıgrel bir nevi Kürt haklarının savunucusu olarak Türk heyetiyle Lozan’a götürüldü.

Lozan’da taviz verilmeyecek bir madde olan ERMENİ YURDUYLA ilgili kesin tavır takınılacaktı. İngiltere azınlıkların haklarını koruma bahanesiyle Doğu Anadolu Bölgesi’ni Ermenistan’a istiyordu ve bunun yanında KÜRTLERİN de AZINLIKLAR içersinde olduğunu iddiasındaydı. Lozan görüşmelerine başlandığında, Lozan’da takınılacak tavrı belirlemek için TBMM’de hararetli tartışmalar ve konuşmalar oldu. Sivas Milletvekili Hüseyin Rauf Bey şöyle diyordu:

Kürtlerin Türkiye halkı ile mukadderatları birdir, herşeyleri birdir, gayeleri, dinleri birdir. Ekalliyetler bunlara teşmil olunamaz. Bugün Kürt için ekalliyet mevzubahis etmek, Türk için ekalliyet bahsetmek demektir. Şu halde bu tamamen red olunmuştur.” (Türk Parlamento Tarihi, [tarih yok]: 394)

Fakat görüşmelerde Avrupa devletleri, Kürtlerin “AZINLIK” olduğunda ısrar ediyordu. İsmet Paşa bu duruma karşı çıkarak şöyle demişti:

“TÜRKLER ve KÜRTLER, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ANA UNSURLARIDIR. KÜRTLER AZINLIK DEĞİL, BİR MİLLETTİRLER; ANKARA HÜKÜMETİ HEM TÜRKLERİN HEM DE KÜRTLERİN HÜKÜMETİDİR!”

İngilizlere, Kürtlerin sözde hakkını savunmak bahanesiyle Sevr’de uygulamak istediklerini Lozan’da da kabul ettirmek istiyordu. Sevr’e göre Suriye, Irak ve Türkiye sınırının kuzeyinde, Kürtlerin sayıca üstün oldukları bölgelerin yerel özerkliğini, İstanbul’da toplanan İtalyan, Fransız ve İngiliz hükümetlerinin temsilcilerinden oluşacak bir komisyon hazırlayacaktı. Bu komisyon bölgede incelemelerde bulunacak ve bu bölgede Kürtler, Türkiye’den bağımsız olmak istediklerini kanıtlayarak Milletler Cemiyeti’ne başvurursa ve Cemiyet bunu kabul ederse Türkiye bunu kabul etmek zorunda kalacaktı. MUSUL da KÜRT DEVLETİNE DAHİL OLACAK BÖLGELERDEN BİRİSİ OLACAKTI!

İngiltere, Kürtler ile ilgili Sevr’de yapmak istediğini gerçekleştiremeyecekti. Fakat Kürtlerin haklarıyla ilgili çok şey sonraki dönemlerde de yazılıp çizilecekti. Mustafa Armağan bu konuda Zaman Gazetesi’nde yazdığı makalesinde şöyle çarpıcı ifadeler kullanmıştır:

“… Ancak asıl büyük değişim, Kürt Meselesinde yaşanacaktı. Gazi Mustafa Kemal Paşa aynı günlerde İzmit Kasrı’nda gazetecilerle yaptığı sohbette” O halde hangi Livanın (ilin) ahalisi Kürt ise onlar kendi kendilerini muhtar (özerk) olarak idare edeceklerdir.” demişti.

Tahmin edebileceğiniz gibi paşanın bu ‘TEHLİKELİ’ sözleri de sansürlenmiş; ‘2000’e Doğru Dergisi’ 16 yıl önce ortaya çıkarana kadar da Sansür devam etmişti. Ancak ne değiştiyse 1923 Ocak’ı

ile Şubat’ı arasındaki 4 haftada değişmişti. 17 Şubat günü açılan İzmir İktisat Kongresi’nde Mustafa Kemal’in sözlerinden Kürtlere yapılan bütün göndermeler sırra kadem basar, nitekim 1923 Ağustos’unda yapılan seçimlerde Kürt kökenli milletvekillerinin çoğu yeniden seçilemeyecektir. (16 Ağustos 2009)

Lozan’ın en tartışmalı konuları, azınlık hakları ve Kürtlerin azınlık kabul edilip edilemeyeceği ve buna bağlı olarak da MUSUL, KERKÜK ve SÜLEYMANİYE’nin hangi devletin kontrolü altında olacağı idi.

Azınlıklarla alakalı Lozan görüşmeleri sırasında Ankara Heyeti, Sürekli Türkiye’de Müslüman Azınlığın bulunmadığını, sadece dinî azınlık bulunduğunu ispatlamaya çalışmıştı. İsmet Paşa, “Ermeni Yurdu söz konusu olamaz, olursa görüşmeler kesilir” diyordu. Ankara, Doğu Anadolu Bölgesi’nin Kesinlikle Ermenilere verilmeyeceğini, savaşı dahi göze alacaklarını belirtmişti!

Oysa bu durum zaten Sevr’de vardı ve Lozan’da ‘ERMENİSTAN’ ifadesi ‘ERMENİ YURDU’ olarak değiştirilerek Ankara’ya dayatılıyordu. Bununla birlikte Sevr’de Kürdistan ifadesi de kaldırılarak ‘MÜSLÜMAN AZINLIK’ ifadesine yer verilmişti. Halbuki Batılı, devletler, Türkiye’ye Müslüman azınlığı dayatmaya çalışıyorsa da kendi ülkelerinde de farklı dilden, farklı soydan toplulukları barındırıyorlardı. Örneğin, Fransa’da Fransızcadan başka diller konuşan Bask, Bröton, Korsika, Alsace halkları vardı ve bunlar azınlık sayılmıyordu. Uluslararası bir antlaşmada ise Türkiye’ye bu şekilde dayatılması düşmanca tavrın bir göstergesi idi ki bunu Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa:

“LORD CURZON’UN SEVR ANTLAŞMASI’NI DEĞİŞİK VE HAFİFLETİLMİŞ BİÇİMDE BİZE KABUL ETTİRMEK İSTEDİĞİ ANLAŞILMIŞTIR” diyerek ifade etmişti!

Azınlıklar Meselesi; Ankara Heyeti’nin tavizsiz duruşuyla Müslüman azınlığın olmadığını, kurumsal yönden olduğu kadar uygulamada da Müslüman nüfusun arasında böyle bir ayrımın olmadığını tezleriyle noktalanmış ve LOZAN’DA AZINLIKLAR MESELESİ MEZHEP VE IRK AYRIMINA GÖRE DEĞİL, DİN AYRIMINA GÖRE KABUL EDİLMİŞTİ..!

YAZAR: Orhan ORGARUN

Cevap bırakın

ssd vds
ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-content/plugins/really-simple-ssl/class-mixed-content-fixer.php on line 111