ADD’de Havutça depremi!

0

2015 yılında gayrimeşru çocuk skandalıyla gündemi meşgul eden Atatürkçü Düşünce Derneği(ADD) Genel Sekreteri ve önceki dönem CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, sözlü taciz iddialarıyla gündeme geldi. Havutça, iddiaların ardından ADD üyeliğinden ve görevlerinden istifa etti.

ADD Genel Merkezi sözlü taciz iddialarıyla çalkalanıyor. İddiaların odağındaki ise tanıdık bir isim. 2015 yılında gayrimeşru çocuk skandalı ve Bozcaada’da feribot sırasında polislerle yaşadığı tartışmayla gündeme gelen ADD Genel Sekreteri ve önceki dönem CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça. Olayın üzerinin kapatılmaya çalışıldığını iddia eden ve aralarında ADD Genel Başkan Yardımcı Murat Kale’nin de olduğu yaklaşık 10 Genel Yönetim Kurulu(GYK) Üyesi kurullardaki görevlendirmelerinden istifa ettiği öğrenildi.

KADIN DİLEKÇEYLE ADD GENEL MERKEZİNE ŞİKAYET ETMİŞ

Whatsapp üzerinden sözlü tacize uğradığını iddia eden ADD İzmir Balçova Şubesinden H.Ü. adlı bir kadın, yazışmaları ekran görüntüleriyle birlikte ADD Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt’a yazılı olarak bildirdi. Konu il ve ilçe şube başkanlarının olduğu Whatsapp gruplarında gündeme gelince GYK Üyeleri M.S. ve N.K.’da benzer şekilde sözlü tacize uğradıklarını söyledi. H.Ü.’nün şikayetine rağmen, konunun göz ardı edilmesi üzerine Samsun ADD Şube Başkanı Dr. Işık Özkefeli’nin de resmi yazıyla, “Kadına şiddet ve tacizin AKP eliyle had safhaya çıktığı yaşadığımız süreçte ADD içerisinde böyle bir şeyin yaşanmasını kabul edemiyorum” diyerek GYK’dan gereğini yapmasını istedi. 19 Mart’ta gerçekleştirilen ADD Genel Yönetim Kurulu(GYK) toplantısında Havutça’nın toplantıdan çıkarılarak konunun görüşüldüğü ve 24 Nisan’da gerçekleştirilecek GYK toplantısında sonucun açıklanması beklenirken Havutça hem ADD üyeliğinden ve Genel Sekreterlik görevinden istifa etti.

ADD GENEL BAŞKANI BOZKURT: “BÖYLE KONUYLA GÜNDEME GELEN BİR ARKADAŞIN BU DERNEKTE İŞİ YOKTUR”

Odatv’ye konuşan ADD Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt, “Sözlü taciz iddiası var, iddianın ne olduğuna tabi yargı karar verecek. Namık Bey dernekten de istifa etti. Artık derneğimizin üyesi değil. Bu konuda bir yorum yapmayı da doğru bulmam, yargıya intikal etmiş bir konu çünkü. Dernekle ilgili değil o iş, iki erişkin insanın özel yazışmaları, onlarla ilgili konu, böyle bir konu olduğu için de Namık Bey hem genel sekreterlikten hem GYK üyeliğinden hem de dernek üyeliğinden istifa etti 29 Mart itibariyle” açıklamasında bulundu. Konuya duyarsız kalmadıklarını ve kapatmaya çalıştıkları iddialarının doğru olmadığına dikkat çeken Bozkurt, “29 Mart günü Namık Bey istifa etti ve aynı gün de yargıya intikal etti. Neyinin üzerinde durmamışız, böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir şeyle gündeme gelmiş bir arkadaşın artık bu dernekte işi yoktur, bunun da gereği yerine getirilmiştir” diye konuştu.

HAVUTÇA: “GERÇEK MAHKEMEDE İSPATLANANA KADAR HİÇBİR İDDİAYI KABUL ETMİYORUM”

İddiaların odağındaki isim Namık Havutça, gazeteci Serdar Öztürk’ün sözlü taciz iddialarına ise ADD’deki yolsuzluklarla mücadelesini anlatarak cevap verdi. Borç batağına düştüğünü iddia ettiği ADD’yi 6 ay gibi kısa bir sürede borçtan kurtardıklarına dikkat çeken Havutça, derneği zarara uğratan tasarruflar ile ilgili araştırmalarının, geçmişte görev yapan ve halen sorumluluğu bulunan GYK üyelerini ve bazı kişileri çok rahatsız ettiğini söyledi. Havutça söz konusu sözlü taciz iddialarıyla ilgili avukatı aracılığıyla savcılığa dilekçe verdiğini ve gerçekler mahkemece ispatlanana kadar hiçbir iddiayı kabul etmediğinin altını çizdi.

Yazı İçi
HAVUTÇA: “HERKES İDDİASINI MAHKEMEDE İSPATLAMAK ZORUNDA”

Havutça, Odatv’ye yaptığı yazılı açıklama da ise “Taciz değil sözlü taciz iddiasında olan kadın Savcılığa gitmez mi? Savcılığa giden benim hakkımdaki iddiaları ispat edin diye. Ben iftira ve ifşa suçu nedeniyle onun hakkında savcılığa müracaat ediyorum. Herkes iddiasını mahkemede kanıtlamak zorunda. Bazı alçaklar dedikodu yoluyla bana zarar vereceklerini sanıyorlar. Sizce mantıklı mı? Mahkemede ispatlayacağım zaten ama çamur at izi kalsın.”

2015 YILINDA GAYRİMEŞRU BEBEK İDDİALARINI YALANLAMIŞTI!

Havutça, CHP Balıkesir milletvekili olduğu 2015 yılında açılan babalık davasında da bebeğin kendisinden olmadığını iddia etmiş, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı’nın Biyoloji İhtisas Dairesi Başkanlığı’nın DNA testi raporuna göre R.K. isimli çocuğun yüzde 99,99 biyolojik babası olduğunun tespit edildiğini belirtmişti. Havutça ayrıca ailesiyle günübirlik tatil için gittiği Bozcaada’dan dönerken, özel otomobilinin çakar lambalarını yakıp, rezervasyonsuz olarak feribota binmek isteyince, kendisini durdurup kimlik soran polislerle tartışmıştı.

HAVUTÇA’DAN SAVCILIĞA DİLEKÇE

ADD Genel Sekreteri ve önceki dönem CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça avukatı aracılığıyla verdiği dilekçede; “Söz konusu isnat ve iddiaların hiçbirinin kabulünün mümkün olmadığını ve kesin bir şekilde reddedildiğini beyanla birlikte, kişilik hakları ve Anayasal güvence altındaki masumiyet karinesinin doğal bir sonucu olarak lekelenmeme hakkı ihlal edilen müvekkilin ne denli ağır bir mağduriyete uğratıldığı ve telafisi güç ve imkansız zararlarına sebebiyet verildiği gerçeği de her türlü izahtan varestedir. Hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından olan masumiyet ya da suçsuzluk karinesi günümüzde hem uluslararası insan hakları sözleşmelerinde hem de Anayasa’da güvence altına alınan temel bir ilkedir. Anayasamızın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” şeklinde ifade edilen masumiyet karinesi, aynı zamanda savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde dahi sınırlandırılamayan mutlak bir temel hak olarak düzenlenmiştir.

Modern hukuk düzenlerinde kendisine herhangi bir suç isnat edilen kişinin yargılanacağı, aklanacağı veya mahkûm edileceği yegâne yer yargı organlarıdır. Dolayısıyla başta sosyal medya olmak üzere farklı mecralarda yapılan yargısız infazlar ve haksız ithamların, kesin olarak ispat edilmedikçe kişilere isnat edilmemesi, lekelenmeme hakkı bakımından herkesin ortak sorumluluğu olup; aksi halde sadece soyut iddialar, kötü niyetli saptırmalar ve gerçekliği kanıtlanmayan yanlış anlaşılmaya dayalı isnatlarla itibar suikastına sebebiyet verilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Kaldı ki aleni olmayan özel nitelikteki yazışmaların, tarafların rızalarının hilafına üçüncü kişilerce ifşa edilmesi de açık bir hukuk ihlalidir. Şüpheli şahsın, müvekkilin aleni olmayan ve özel hayatına dair bulunan mesajlaşma içeriklerini ifşa etmesi ve mesajlaşma içeriklerine dayalı olarak müvekkil hakkında haksız ithamlarda bulunması 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Haberleşmenin gizliliğini ihlal” başlıklı 132. maddesi, “Özel hayatın gizliliğini ihlal” başlıklı 134. maddesi ve “İftira” başlıklı 267. maddesi açısından başlı başına suç teşkil etmektedir.

Diğer taraftan anılan şüpheli eylemi, TCK.md.136 hükmü kapsamında kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme suçunu da oluşturmaktadır. Nitekim kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanabilecek olan kişisel veri kavramı; belli bir kimsenin kimliği, etnik kökeni, fiziksel özellikleri, sağlık, eğitim, istihdam durumu, cinsel yaşamı, aile hayatı, başkaları ile yaptığı haberleşmeler, ikamet adresi, kredi kartı, sigorta numarası, ses kaydı, görüntü kaydı, parmak izi, genetik bilgileri, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, kişisel düşünce ve inançları, dernek ve sendika üyelikleri, alışveriş alışkanlıkları gibi herhangi bir şekilde bir gerçek kişiyle ilişkilendirilmesi suretiyle, o kişinin tanımlanabilir hale getirilmesini sağlayan tüm hususları kapsamaktadır. Bu anlamda somut olay bakımından mesajlaşma içeriklerinin de kişisel veri niteliğinde bulunduğu şüphesizdir”

Cevap bırakın

ssd vds
ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds