Burak Özçivit’in kılıcı Bandırma’dan

0

15 yıl önce hobi olarak bıçak ve kılıç yapmaya başlayan Sinan Erşen(47), binlerce yıllık bir geleneği yaşatıyor. Geleneksel yöntemler kullanan Erşen’in Amerika’dan, Katar’a birçok ülkeden talep gören kılıçlarından birini, Kuruluş Osman dizisinde Osman Bey’i canlandıran Burak Özçivit kullanıyor.

Bandırma’da 25 yıldır anahtarcılık yapan 47 yaşındaki Sinan Erşen, binlerce yıllık geleneksel yöntemleri kullanarak Damascus çeliğinden kılıçlar yapıyor. 15 yıl önce hobi amaçlı bıçak yapmaya başlayan Erşen, o dönem Biga’da görev yapan Bornova Kaymakamı Fatih Genel’in yönlendirmesiyle kılıç yapmaya yöneldi. Kılıç yapımında ustalaşan Erşen, Fetih 1453 ve Türkler Geliyor: ‘Adaletin Kılıcı’
filmlerinde kullanılan kılıç ve mızrakları yaptı. Son olarak Atv’nin rekortmen dizisi Kuruluş Osman’da canlandırdığı Osman Bey karakteriyle ekranda fırtınalar estiren Burak Özçivit’in dizide kullandığı kılıcı yapan Erşen, kılıçlarının tamamının el emeği olduğunu söyledi.

“HER KILIÇ BİR SIR”

Anahtarcı dükkanının arkasındaki küçük atölyesinde ocakta ısıttığı çeliği kol gücü ve alın teriyle saatlerce örste döven Erşen, bir kılıcın yapımının ortalama 2 ay sürdüğünü dile getirdi. Binlerce yıl önce yapılan kılıçların büyük sırlar barındırdığının altını çizen Erşen, “Bu kılıçların yapımıyla ilgili bir tarif yok. Her kılıç bir sır. Bir Türk kılıcını elime aldığımda öncelikle sırrını anlamaya kafa yoruyorum” dedi. Kılıç yapımının sadece çeliği dövmekten ibaret olmadığına dikkat çeken Erşen, “Eskiden namlu ustası, kın ustası, kuyumcusu hepsi ayrı ayrıydı. Günümüzde ne yazık ki böyle bir şey mümkün değil. Yaptığım kılıçların üstüne altın ve gümüş işlemek için kuyumcudan eğitim aldım. Kılıcın namlusu için Damascus çeliği, kını için kayın ağacı ve kaplama için kuzu ya da keçi derisi kullanıyorum, çamurlukları ise gümüşten oluyor. Kabza için Osmanlı’da gergedan, mors ve fildişi çok kullanılmasına rağmen günümüzde bu imkansız. Bu nedenle geyik ve manda boynuzu tercih ediyorum. Hiçbir fabrikasyon işlem olmadan çelikten kılıca el emeğiyle ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

“BIÇAKLARIMIN DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK”
Yazı İçi

Hobi olarak ilk bıçak yapımına başladığını ifade eden Erşen, asla taklit ürün çalışmadığını ve yaptığı bıçakların dünyada eşi benzeri olmadığının önemle altını çizdi. Türkiye’de atlı okçuluğun önde gelen isimlerinden olan Bornova Kaymakamı Fatih Genel’in kendisini kılıç yapımına yönlendirdiğini ifade eden Erşen, “Kaymakamımız o dönem Biga’da görev yapıyordu ve atlı okçuluk festivali düzenlemişti. Festival öncesi beni ziyaret ederek bıçaklarımı inceledi. Benden bir Yatağan kılıcı yapmamı istedi. Ayrıca yaptıklarımı festivalde sergilemem için beni motive etti. O gün bugündür kılıç yapmaya devam ediyorum” dedi.

“YAPTIKLARIMIZIN KIYMETİ BİLİNMİYOR”

Yaptığı kılıçların film ve dizi sektörünün yanı sıra Amerika, Katar, Arabistan’dan da alıcı bulduğunu dile getiren Erşen, bir sanatkar olarak gerekli ilgiyi görememekten dert yandı. İşin maddi boyutundan çok maneviyatına değer verdiğini üstüne basa basa söyleyen Erşen, “Yaptığım kılıç ya da bıçakların maddi değerinden öte beğenilmesini önemsiyorum. Bir ustanın en büyük keyfi yaptığının beğenilmesi. Ne yazık ki günümüzde her şeyin değeri maddiyatla ölçülüyor. Bu beni soğuttu. Saatlerce kılıç ve bıçak hayal ederdim. Kafamda en ince ayrıntısına kadar bitiriyordum. Emek verip yaptığım eserlerin değerinin bilinmemesi nedeniyle artık içimden kılıç yapmak gelmiyor. Kendi kabuğuma çekildim” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DE SANATKARLARA SAHİP ÇIKILMIYOR”

Japon kılıcının, Türk kılıçlarından üstün olmamasına rağmen çok iyi pazarlandığına dikkat çeken Erşen, “Japonlar hem kılıçlarını iyi pazarlıyor hem de ustalarına sahip çıkıyor. Japonya’da kılıç ustalarına her türlü destek veriliyor. Bizim ülkemizde ise ne yazık ki sanatkarlara hak ettiği değer verilmiyor. Her sanatkar yaşayan insan hazinesi olarak kabul edilmeli. Bir sürü gereksiz bürokrasi nedeniyle çok değerli ustalar kaybolup gidiyor” dedi. Bir ustanın huzur içinde sanatını icra edebilmesi için yalnızlığa gerek duyduğunu ifade eden Erşen, “Bıçak ve kılıç yaparken yalnız çalışmayı seviyorum. Elimizdeki teknolojiye ve imkanlara rağmen hala o eski dönemlerdeki ustaların yanına yaklaşmamız çok zor. Elimiz daha onlar kadar yontulmamış” şeklinde konuştu.

“ÇIRAK BULMAKTA ÇOK ZORLANIYORUZ”

Bir usta olarak çırak bulmakta zorlandığını anlatan kılıç ustası Erşen, gençlerin işin sanatkarlık kısmından daha çok maddiyat kısmına önem verdiğine değindi. Erşen, “50’den fazla çırak olarak gelen oldu. Hemen bıçağı, kılıcı yapayım, satıp para kazanayım derdindeler. 4-5 tanesi dışında hepsinin hayata bakış açısı buydu. Ne yazık ki bu işi sanat olarak görenler çok az” şeklinde konuştu

Cevap bırakın

ssd vds
ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds