İLK TÜRKÇE EZAN…

Türk tarihinde ilk kez Osmanlı döneminde, 1880’lerde bazı camilerde Türkçe ezan okunmuştur.

0
İlk Türkçe ezan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatlarıyla 30 Ocak 1932 tarihinde Hafız Rıfat Bey tarafından Fatih Camii’nde okunmuştur.

Türk tarihinde ilk kez Osmanlı döneminde, 1880’lerde bazı camilerde Türkçe ezan okunmuştur.

Macar Halk Edebiyatı bilgini İgnaz Kunoş, 1885’te İstanbul’u ziyaret ettiğinde bazı camilerde Türkçe ezan okunduğuna tanık olduğunu belirtmiştir.

Kunoş, 1926 İstanbul Darûlfûnun’unda verdiği bir konferansta “OSMANLI’DA, İSTANBUL’DA TÜRKÇE EZAN OKUNUŞUNA TANIK OLDUĞU” şöyle anlatmıştır.

“… Gel Şehzadebaşı’ndaki sakin kahveler, Direkler arası’ndaki kıraathaneler, biri söylerse öbürü dinler. Akşam da oldu. İkindi mumları şamdanlara dikildi. Şerefeye çıkan müezzinler kıble tarafına dönüp, ellerini yüzlerine örtüp ince ince ezan okumaya başladılar:

‘YOKTUR TAPACAK, ÇALAP’TIR ANCAK…’

Iğnaz Kunoş’un bu gözlemlerini yorumlayan Prof. Dr. İlhan Başgöz şöyle demiştir.

“Demek ki, ezanı Türkçe okumak da, ATATÜRK DEVRİNİN İCADI DEĞİLMİŞ!

Daha 1880’lerde Şehzadebaşı’nda ezanı, hem de 13. yüzyıl Türkçesinden alınan sözcüklerle, Türkçe okuyan müezzinler varmış!”

30 Ocak 1932’de ikindi ezanının Türkçe okunacağını duyanlar, Fatih Camii’ne koşmuştur. Büyük bir kalabalık, Fatih Camii önünde toplanmıştır. Hafız Rıfat Bey, ezanı önce Arapça, ardından Türkçe okumuştur:

“ALLAH BÜYÜKTÜR…

TANRI’DAN BAŞKA TAPACAK YOKTUR

BEN ŞAHİDİM Kİ TANRIM BÜYÜKTÜR…”

İlk kez Fatih Camii’nden halka duyurulan Türkçe ezan, ertesi gün öbür minarelerden de duyulmaya başlamıştır.

Türkçe ezan uygulaması çok kısa bir sürede bütün yurda yayılmıştır. Artık ezan vakitlerinde Camilerden “TANRI ULUDUR, TANRI ULUDUR. ŞÜPHESİZ BİLİRİM BİLDİRİRİM Kİ TANRI’DAN BAŞKA YOKTUR TAPACAK…” şeklinde Türkçe ezanlar semaya yükselmiştir…

İlk din kongresinden sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü Ocak 1933’ten itibaren bütün, camii ve mescitlerde Türkçe ezan hazırlıklarına başlatılmasını emretmiştir.

1933 yılı Ocak ayında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya bir genelge yayımlayarak Türkiye’nin bütün camilerinde ezanların Türkçe okunmasını istemiştir.

1933-1941 yılları arasında ezanı Arapça okuyanları “Kanuni düzeni sağlamaya yönelik emirlere aykırılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sonuçta, 1933-1950 arasında Türkiye’de camilerde ezan Türkçe okunmuştur.

Ezanın Türkçeleştirilmesi bazı Gazi Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının iddia ettiği gibi “DİNE AYKIRI” bir uygulama değildir. Ezanın Türkçeleştirilmesi “NAMAZA ÇAĞRININ” Arapça değil de, Türkçe yapılmasıdır ki, Müslüman Türklerin namaza Türkçe çağırılmalarından daha doğal bir şey de yoktur.

Burada yanıtlanması gereken soru, insanları bilmedikleri bir dille mi yoksa kendi öz olan ana dilleriyle mi namaza, ibadete çağırmak daha etkili, daha iyi sonuç verir? Sorusudur!

Hiç kuşkusuz ana dilde yapılan çağrı daha etkilidir, çünkü bu çağrıyı dinleyen tarafından her harfini, her zerresine kadar hissedebilir. Ancak başka dilde yapılan bir çağrı ”alışkanlığın yarattığı şartlı refleks dışında“ derin bir etki uyandırmaz.

Şöyle de ifade edebilirim:

Arapça ezan okunduğunda dinsel kültür ve alışkanlıklar etkisiyle buna saygı duyan, ancak anlamını bilmediği veya bilse bile hissedemediği için İBADETE, NAMAZA gitmek konusunda içinde vicdani bir baskı dürtü duymayan bir Müslüman Türk, ana dilinde okunan ezanı duyunca ne dediğini

anladığı ve hissettiği için, içinde ibadete, namaza gitmek konusunda. Vicdani bir baskı, dürtüsü duyacaktır.

Kısaca Türkçe ezan; Anlamı bilinse bile, ana dilde olmadığı için, hissedilemeyen Arapça ezanın ruhlarda yaratamadığı coşkuyu yaratacaktır. Bu nedenle ana dilde dolayısıyla Türkçe ezan aslında dinin belki şekline değil, ama ruhuna çok daha uygundur!

Kur’ân’ın ve Hz. Muhammed’in (s.a.s.) bu konuda herhangi bir yasağı olmadığından ve dahası ezan ibadet değil, ibadete çağrı olduğundan (Keza ana dilde ibadet bile İslâm dinine aykırı değildir) ezanı ana dilde, yani Türkçe okutan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü “DİNSİZLİKLE” suçlamak her şeyden önce İslâm dini’nin özünden habersiz olmak demektir!

Ayrıca asla unutulmamalıdır ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkede ezanların susmaması için bir ölüm kalım savaşı vermiştir. Şu bir gerçek ki, O önce ezanların susmamasını engellemiş, sonra da o ezanların anlaşılmasını sağlamıştır. Bir kişiyi ezanın anlaşılmasını sağladığı için “DİNSİZLİKLE” suçlamak anlamsızdır. Bu nedenle aklı başında bir Müslüman Türk’ün yapması gereken “EZAN” konusunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e çok teşekkür etmelidir!

Evet! “EZAN” İslâm dininin bir anlamda “EVRENSEL SEMBOLÜ” olduğu için ana dile çevrilmeden orijinal dilinde de okunabilir. Gazi Atatürk de, bu gerçeğin farkındadır ancak O, “TÜRK’ÜN MİLLİ DİNİ İSLAM” tezi çerçevesinde İslam’ı her şeyiyle Türkleştirmek istemiştir. Kur’ân’ı, hutbeyi, tekbiri Türkçeleştirip de ezanı Türkçeleştirmeyi dinde Türkçeleştirme çalışmalarının yarım kalması olarak görmüştür.

Türkçe ezan bütün ülkede benimsenmiştir, ancak ezanın Türkçeleştirilmesini “DİNSİZLİK” olarak gören bazı gerici çevreler de “HOMURDANMAYA” başlamıştır!

Yurt genelinde Türkçe ezanın okunmaya başlamasından kısa bir süre, 1 Şubat 1933’te Bursa’da küçük çaplıda olsa Türkçe ezana direniş gerçekleşmiştir.

1 Şubat 1933 tarihinde, Nakşibendî Tarikatı’ndan olan Kazanlı İbrahim adında biri liderliğinde ortalama 300 kişilik bir grup, Bursa Ulu Cami’de ezanın Türkçe değil yeniden Arapça okunmasını istemiştir. Bu isteklerini Evkaf Müdürü geri çevirince topluca vilayete giden grup bu konuda valiye ısrar ettiği sırada polis olaya müdahale ederek 15 kişiyi gözaltına almıştır.

Gazi Atatürk, bu olayı haber aldığı sırada 22 günlük yurt gezisinin son durağı olan İzmir’dedir. Olayı haber alır almaz derhal, İzmir’den Bursa’ya gelen Gazi Atatürk, yetkilerle yaptığı görüşmelerden sonra Anadolu Ajansı’na şu açıklamayı yapmıştır:

“Bursa’ya geldim. Olay hakkında yetkililerden bilgi aldım. Olay aslında fazla önemli değildir. Herhalde cahil mürteciler adaletin pençesinden kurtulamayacaklardır.

Olaya dikkatinizi bilhassa çekmemizin nedeni dini siyasete veya herhangi bir tahrike vesile edenlere asla müsamaha etmeyeceğimizin bir kere daha anlaşılmasıdır. Olayın mahiyeti esasen din değil dildir. Kesin olarak iyi bilinmelidir ki, Türk milletinin dili ve milli benliği bütün hayatına hâkim esas kılınacaktır.

Gazi Atatürk’ün Bursa’daki Arapça ezan olayından sonra yaptığı bu açıklamanın sonundaki, “Kesin olarak bilinmelidir ki, Türk milletinin dili ve milli benliği bütün hayatına hâkim esas kılınacaktır,” cümlesi her şeyi özetlemektedir.”…

Türk milletinin dili ve milli benliği bütün hayatına hâkim esas kılınacaktır,“ diyen Gazi Atatürk, din dilinin Türkçeleştirilmesiyle neyi amaçladığını çok açık net bir şekilde ortaya koymuştur.

Atatürk Bursa’dan dönmeden önce gençlerle yaptığı bir görüşmede meşhur “BURSA NUTKU” nu söylemiştir. Atatürk bu nutkunda yeni rejimi koruyup kollama görevini gençlere vermiştir.

Türkçe Kur’ân, Türkçe hutbe, Türkçe tekbir, Türkçe ezan derken Hz. Muhammed’e (s.a.s.) saygı ve hürmet ifade eden sözlerin yer aldığı “SALAT”‘ın da Türkçeleştirilmesine karar verilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi’nin 6 Mart 1933 tarihli tebliği ile artık camilerde,

Hz. Muhammed (s.a.s.) hakkında söylenen sözler, SALAT da, Türkçe söylenmeye başlanmıştır.

YAZAR: Orhan ORGARUN

Cevap bırakın

ssd vds
ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-content/plugins/really-simple-ssl/class-mixed-content-fixer.php on line 111