MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER…

0

Medeniyetlerin oluşumunda, maddi unsurlar kadar milli ve manevi değerler de önemlidir. Devletlerin en önde gelen amacı kendisini oluşturan, varlığı onların varlığına bağlı olan birey ve toplumun mutluluğunu sağlamaktır. Bunu başarabilmesi için de insanın fıtratında olan maddi ve manevi unsurlara önem vermek zorundadırlar.

İnsanların, hem insan olmalarından kaynaklanan hem de irade ve çabalarıyla ilde ettikleri hakları vardır. Bunlar bütün peygamberlerin öğretilerinde ısrarla vurgulanan şu beş temel haktır:

* Can,

* Akıl,

* Din,

* Mal ve

* Neslin korunması.

İslâm, işte bu temel hak ve özgürlüklerin yaşatılmasına imkan verecek bir toplumu oluşturma amacındadır. Bu haklardan herhangi birisine yapılan saygısızlığı zulüm olarak nitelemekte ve Mü’minleri bu konuda uyarmaktadır. (42. Şûrâ Sûresi.) Haksızlık etmekle haksızlık yapana yardım etmek arasında da herhangi bir fark gözetilmez:

“Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O’ndan da) yardım göremezsiniz!” (11. Hûd Sûresi, Âyet/113). Bu âyetle aynı anlamı taşıyan şu hadis de oldukça çarpıcıdır:

“Kim, haksız bir mücâdeleye (veya zulme) yardım ederse (bundan tevbe edip) vazgeçinceye kadar Allah’ın gazabı altındadır.” (İbn Mâce, Ahkâm, 6).

Mü’min’lerden haksızlık yapmamaları, dahası hakkın ve adaletin temini için irade ortaya koymaları istenmektedir:

“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (4. Nisâ Sûresi, Âyet/135).

Tarih sahnesinde en uzun kalan milletler şüphesiz, milli ve manevi değerleri barındırabilen devletler olmuştur. Bireylerini milli, manevi ve ahlaki değerlerine bağlı yetiştiren toplumların, çağın gereği olan gelişmelere de duyarsız kalmadıkları takdirde, başarılı olmamaları için bir sebep yoktur!

Milli ve manevi değerleri zayıflayan millet ve toplumların ise çöküş yaşadığı bilinmektedir. Dil, Din, Tarih, Örf, Âdet ve Gelenekler Aile Kurumu, kutsal zaman ve mekânlar, BAYRAK, VATAN, İSTİKLÂL MARŞI gibi millî değerlerin birbirini tamamlayan ortak değerler olduğu hemen görülecektir!

Vatan Sevgisi..

Vatan sevgisi, yüreğimizi sımsıcak saran, en temiz sevgilerdendir. Vatansız millet, Milletsiz vatan düşünülemez. Bir milletin; doğup büyüdüğü toprağından suyundan yiyip-içtiği, ev-bark yapıp oturduğu, camii inşa edip ibadet ettiği yurdunu sevmesi, onu imar etmesi, müdafaa ve muhafaza etmesi en tabi hakkı ve görevidir!

İstiklâl Marşı’mızda;

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda

Canı, cânânı, bütün vârımı alsın da Hüdâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.”

Denilen, uğrunda binlerce şehit verilmiş, içinde binlerce masum yaşayan vatanımız, şüphesiz göz nûrumuz, baş tâcımızdır.

Vatan edinilmiş bir toprağa düşman gözünün yan bakması bile, o vatanda yaşayan herkese bir savunma hakkı verir.

Dinimiz, bir Müslüman’ın vatanı için ölmesiyle, din için ölmesini bir saymış ve vatan için ölene, ŞEHİTLİK RÜTBESİ VERMİŞTİR.

Vatan topraklarını düşman istilâsına karşı savunmak, bunun için ASKERLİK EĞİTİMİ ALMAK, NÖBET BEKLEMEK, iç ve dış barışı korumak için çalışmakla beraber, gerekirse vatanını savunmak yolunda ölmek, dînî bir terbiyenin getirdiği, çok üstün ahlâki faziletlerdendir.

Bayrağa Saygı..

Bayrak, bir devleti, bir askerî birliği resmî veya gayri resmî bir kuruluşu temsil eden alamettir. Bayrak, bir milletin varlığının ve bağımsızlığının sembolü, tarihinin hatırasıdır.

Değeri, pamuk, atlas ve ipekten yapılmasına bağlı olmayıp temsil ettiği milletin kıymeti ile ölçülür. Devletin hakimiyetini, bağımsızlığını ve şerefini temsil ettiği için bayrağa saygı gösterilir. Bayrağın selâmlanması, o devletin hakimiyetine saygı gösterilmesi demektir!

Türk milletini ve istiklâlimizi temsil eden Türk bayrağının rengi de, şekli de, ölçü ve oranları da güzeldir. Rengi; vatan, istiklâl ve inançlarımız uğrunda tarihin her çağında seve seve akıttığımız kanımızın rengidir. Ay ve yıldızı, binyılda teşekkül eden Türk-İslâm kaynaşmasını, yani milletimizi sembolize etmektedir. Bayrağa saygısızlık, vatanî ahlâkta en büyük zaaftır. Bunu bilerek yapanlar ise, ancak VATAN HAİNLERİ olabilirler..!

Bayrak, çabuk çekilir ve yavaş indirilir. Bayrak, yırtık, sökük, kirli bırakılamaz ve bu durumlarda kullanılamaz. Bayrak ve bayrak işareti taşıyan herhangi bir şey yere atılamaz, ayak altına alınamaz, üstüne oturulamaz. Bayraktan başka eşya yapılamaz.

Türk Bayrağı Kanunu 29 Mayıs 1936’da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek Türk Bayrağı Nizamnamesi uygulanmaya başlandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nde kullanılan her türlü bayrakla onlara ait bütün vasıfları en ince ayrıntılarına kadar tespit eden bu kanun ve nizamname ile ay yıldızlı kırmızı Türk bayrağı kesin şeklini almış oldu.

Cevap bırakın