Pontus Sorunu Son Yıllarda Tırmanan Pontusçuluk Faaliyetleri!

PONTUSÇULUK KATOLİK VE PROTESTAN MİSYONERLER TARAFINDAN DAİMA KULLANILMIŞTIR VE KULLANILMAKTADIR…

0

Rumlara bilinçlenmeleri, örgütlenmeleri ve Osmanlı’ya karşı ayaklanma hazırlıkları yapmaları için yardım edenlerin başında Amerikalı Protestanlar ve onların açtıkları kolejler geliyordu. Amerikan kolejlerinin bu konuda bir hayli kabarık sabıkalarını “AMERİKAN OKULLARI”’ndan Merzifon Amerikan Kolejinin Rumları nasıl örgütlendirdiği ve buranın nasıl bir silah deposu haline getirildiği vurgulanmıştı. Monros Mûtarekesi sonunda Rum Okulları “MEGOLO İDEA” ideolojisinin cephaneliklerine dönüşmüştür. TÜRK-İSLÂM DÜŞMANI HAÇLILARIN AJAN-PROVAKATÖR KOLLARI hiç de boş durmamış, Rumları tepeden tırnağa, kadar silahlandırmışlardı!

Pontus Sorunu Ve Patrikhane (*) (Şinasi Gündüz-Mahmut Aydın, Misyonerlik, Kaknûs Yay., İstanbul 2002, Sf. 121-128’den alınmıştır.)

İşgal ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun fiilen çökmesi, Doğu Karadeniz bölgesinde, Rumların Sinop’tan başlayan ve Batum’u içine alan bir PONTUS DEVLETİ kurma planı gerçekleştirmeye uygun bir ortam yaratır.

“Pontus Davası”nın Avrupa’daki mimarı ve organizatörü Kostantin Konstantinidis’tir, Avrupa ve Amerika’daki Pontusluları 4 Şubat 1918’de Marsilya’da düzenlediği ilk PONTUS KONGRESİ’nde (Du Corlgres des Originaires du Pont-Euxin) bir araya getirir. Kongrede, bölgede 170 bin kilometrekarelik bir alanda bir buçuk milyon ORTODOKS RUM ve 5 milyon Rumca konuşan MÜSLÜMAN olduğu ifade edilir. Oysa, bu sırada Foreign Office’te görev yapan Arnold Toynbee, bu rakamın hayal ürünü olduğunu; Yunan Hükümeti’nin resmi rakamlara göre, Trabzon ve Sivas vilayetlerindeki Rumların 450 bin civarında bulunduğunu vurguladı.

Amasyo (Amasya) metropoliti Yermanos, kongre bir yazarak Türklerin yaptığı kıyımları anlatır. Trapezun (Trabzon) metropoliti Hırisanthos, Barış Konferansı’na Pontus için bir memorandum sunarak, Pontus’ta 550 binden fazla Rum yaşadığını, Türklerin baskısıyla Rusya ve Kafkasya’ya göç edip de, geriye dönmeyi planlayanlar da eklendiğinde de bu rakamın 500 bin civarında olduğunu iddia eder.

Bu dönemde adeta şehrin tek yöneticisi gibi hareket eden Metropolit Hırisantos, 23 Temmuz 1919’da Canterbury Başpiskoposu ile görüşmeye Londra’ya gider ve İngiltere’den, bir İngiliz alayının Trabzon’a gönderilmesini ve İngiliz subayların yönetiminde jandarma birlikleri kurulmasını talep eder. 10-16 Ocak 1920’de Müktakbel “RUM-ERMENİ KONFEDERASYONU’NUN KURULUŞ GÖRÜŞMELERİ İÇİN ERİVAN’A GİDER. BİR PONTUS, ERMENİ DE “durum elverdiği takdirde” Türkiye’nin de dahil olacağı bir devletler federasyonu tasarlamaktadır!

23 Ocak 1921 tarihli İkdam’a göre, Patrik Vekili Dorotheos’da Trabzon’un Yunanistan’a bırakılmasını isteğini açıklar. Ancak Dorotheos’un ölümünden sonra yeni Patrik Vekili Nikolaos’un Venizelos’a “MESAFESİ” nedeniyle, Kutsal Meclis, 30 Ağustos 1921’de çok tartışmalı geçen PONTUS konulu toplantısı sonucunda, “PONTUS DAVASI” diye bir şey olmadığını ileri sürerek bir karar almaktan kaçınır. Ancak bölgedeki durumdan şikayetlerini de dile getirmekten sakınmaz. Rumların gördüğü baskıları konu alan bir şikayet mektubunu MİLLETLER CEMİYETİ’NE GÖNDERİR:

26 Kasım 1921

“Ekselansları;

Yüzyıllardır Türkiye’de yaşayan Hıristiyanların yaşamı hiçbir zaman Mustafa Kemal rejiminde olduğu kadar, onun kadar acı dolu ve tehlikeli ve tehdit edici olmamıştır. Türklerin içine gömüldüğü bu katliam dalgasından ruhban sınıfı bilhassa nasibini almıştır.

Mustafa Kemal’in kurduğu o meşhur İstiklal Mahkemeleri, saygıya ve güvene layık Rum cemaatin avukatlarını, profesörlerini, banka müdürlerini, büyük arazi sahipleri, büyük tüccarları ve hatta yaşı seksene varmış değerli insanları örneğin, Arhimandrit Platon Aivazidis’i, eski Trabzon mebusu Kofidis’i, Profesör Papamarku ve Profesör The oharidis’i, Merzifon Amerikan Koleji öğretmenlerinden Paul Bacon’ı ölüme mahkum etmiştir. Ekûmenik Patrikhane’nin buradaki görevi ve amacı, uluslar topluluğunu uğrayarak bu yıkımdan geri kalanları kurtarmak üzere yardımını ve müdahalesini dilemektir… Alınacak en acil kararlar şunlar olmalıdır:

Sürgün işlemlerinin sona erdirilmesi, sürgüne gönderilenlerin bir an önce evlerine geri dönmeleri, kadın ve çocukların koruma altına alınmaları, savaşılan bölgelerdeki Hıristiyanlara kendi arzularıyla bölgeyi terk etme izni verilmesi, mütareke’den bu yana yasal olmayan bir biçimde zorla kabul ettirilmiş olan askerlik yoklamasının ve askere alınmanın kaldırılması.

Ekûmenik Patrikhane LOCUM TENENS’İ, Kayseri Metropoliti Nikolaos.

Karadeniz Bölgesinde son yıllarda tırmanan “PONTUSÇULUK” faaliyetleri:

Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi, Doğu Karadeniz bölgesinde de, 19. yüzyıl sonlarından İtibaren, bölücü ve ayrılıkçı örgütler sahneye sürülmüş ve bunlar Türk ve Müslüman olmayan azınlıkları devlet’e karşı kışkırtmışlardır. Doğu Karadeniz’deki Rum Vatandaşlarımız üzerinde odaklanan bu faaliyetlerin ve örgütlerin arkasında en başta Yunanistan yer almıştır. Bunları zaman ve zemine göre İngiltere, Fransa, Amerika ve Rusya izlemiştir!

19. yüzyıl sonlarında, özellikle Amerika’dan gelen Rum ve Ermeni yanlısı misyonerlerin elebaşlığında ve öncülüğünde başta Merzifon ve Havza’da olmak üzere, Doğu Karadeniz’in bir çok yerinde PONTUSÇU SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTLERİ KURULMUŞTUR. Bununla yetinilmemiş, Merzifon ve Harbut’ta bulunan Amerikan Kolejlerinde barınan misyoner ajan provokatörler, Ermenileri destekledikleri gibi Rumları da desteklemişler ve devlete karşı örgütlemişlerdir. Dışarıdan gelen bu ajanların gayretleriyle kurulan Pontus’çu Örgütler, kısa zamanda silahlandırılmış, azınlık okulları ve bölgedeki kiliseler cephanelik ve üstler haline getirilmiştir!

Mondros mûtareke’sinden hemen öncesinde ve sonrasında, bu örgütler, Müslüman halka ve devlet kuruluşlarına karşı şiddetli bir terörizm ve sistemli bir göç ettirme planı uygulamaya başlamışlardır. Fener Rum Patrikhanesi ve Yunanistan tarafından desteklenen Pontus’çuların amacı Fatih Sultan Mehmet tarafından tarihe gömülen KARADENİZ PONTUS RUM (BİZANS) DEVLETİNİ yeniden kurmaktır!

İleride İstanbul’da alınacak ve burası KONSTANTİNOPOLİS adını tekrar alacak nihayetinde BÜYÜK BİZANS DEVLETİ’NİN BAŞKENTİ YAPILACAKTIR!

Bu büyük hedefler MAVR-İ MİRA ÖRGÜTÜ’nün de temel hedefleri arasında idi ve tabii ki fitne ve fesadın fikir babası ve takipçisi Fener Rum Patrikhanesi idi. Bu dava için emperyalist devletleri İşin içine sokan ve onların desteğini alan Fener Rum Patrikhanesidir!

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bütün Pontus’çu silahlı örgütler ezilip dağıtılmıştır. Cumhuriyet kurulduktan sonra DİNİ DAVA MASKESİYLE SAHNEYE ÇIKAN BU TÜRDEN ETNİK AYRIMCI VE PROVOKOTÖR ÖRGÜTLER ve onların ardındaki ayrılmaz hamileri ve organizatörleri MİSYONERLER, faaliyet gösteremez yürütemez hale geldi.

Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararlı takip ve engellenmeleri sonucunda çalışmalarına ara vermek zorunda kalan MİSYONER ÖRGÜTLERİ gibi PONTUSÇU FAALİYETLER DE duraklama dönemine girmiştir. Ancak her ne hikmete, son yıllarda, çeşitli Yunanistan ve Amerikan kökenli seyahat acenteleri kanalı ile Doğu Karadeniz’e yapılan turistik ve bilimsel amaçlar altında maskelenmiş gözlem-inceleme gezilerinde dikkat çekici bir artış gözlenmektedir.

Bu gezilere Amerika’da ve Yunanistan’da yaşayan ve Kurtuluş Savaşı sonrasındaki “NÜFUS MÜBADELESİ” sırasında Doğu Karadeniz’den göç ettikleri veya göç edenlerin çocukları, torunları oldukları söylenen kişiler katılmaktadır. Bunlar mübadeleden önce yaşadıklarını söyledikleri köyleri, şehirleri, mahalleleri buralardaki mezarlıkları kilise ve eski okul binalarını ziyaret etmekte bol bol fotoğraf çekmekte, notlar tutmakta ve yaşanan coğrafyadaki halk hakkında bilgiler toplamaktadırlar!

Doğu Karadeniz’e yönelik MİSYONERLİK FAALİYETLERİNDE son yıllarda görülen artışa paralel olarak ”PONTUSÇULUK” faaliyetlerinin de artması ilginç ve çok dikkat çekicidir!

Bu husus, Giresun Jandarma Bölge Komutanlığına bağlı İstihbarat birimlerinin de dikkatini çekmiş olmalıdır ki konuyla ilgili olarak, bu komutanlığın hazırladığı raporlar çalışmalar ve yaptıkları uyanlar basında ve medyada zaman zaman yer almıştırlar!

Pontusçuluk faaliyetlerini yürütenlerin ağırlık verdikleri ve üzerinde en çok durdukları yerler Trabzon ve ilçeleridir. Buralarda yaşayan vatandaşlarımızın Türkçe konuşmasına ve Müslüman olmasına rağmen aslında, Rum kökenli oldukları ve farkında olmadan, Rum kültürü ve folklörü’nün

kalıntılarını taşıdıklarını iddia ediyorlar. Örneğin Horon ve Kemençe’nin Rum folklor’ünün baş sembolleri arasında bulunduğunu söylüyorlar.

ÖYLEYSE NE YAPILMALI?

Bu bölge insanları uyandırılmalı ve asıl köklerine ve benliğine yani Rum’luğa döndürülmelidir.(!!) Bizler için gerçekleştirilmesi hayal görünen bu çabanın Pontusçular için bir ÜLKÜYE dönüştüğünü ve İstiklal Savaşı ile tarihin mezarlığına gömülen bu fikir yapısı ve hareketlerin, 2020 yılında ve öncesinde olduğu gibi canlandırılıp sahneye sürülmeye çalışıldığı gözlemleniyor!

Pontusçuların Trabzon’da en fazla ziyaret ettikleri ve propagandasını yaptıkları yerler Tonya ve köyleridir. Pontusçular buralarda yaşayan vatandaşlarımızın esasen, Rum olduklarını söylemekte, kendileri için çalışacak bölücü işbirlikçiler aramaktadırlar! (Bu amaçla doğrultusunda birilerine bol bol para dağıttıkları ve onları Yunanistan’a davet ederek ağırladıklarını, orada bu amaçlar doğrultusunda beyinleri yıkanmış satılıkların olduğu halkımıza söylememize gerek yok!)

Bu yöreden çıkan bir pop müzik sanatçısının bundan 8-10 yıl önceleri seslendirdiği meşhur “KARADENİZ-KARADENİZ” adlı bir şarkının bugün 2020 günümüzde “PONTUSÇULUK DAVASI” GÜDENLERİN ADETA BİR RESMİ MARŞI HALİNE DÖNÜŞTÜĞÜNÜ HALKIMIZ OLARAK BİLİYORMUYUZ!

Bu şarkının çıkışıyla şöhret basamaklarını çok hızlı tırmanan bu şarkıcımızın geçmişi ve etnik kimliği hakkında halkımız olarak bilgimiz ne kadar. Bazı kaynaklar ve yöre halkının söylemlerine bakılırsa bu sanatçımızın Rum kökenli olduğu söyleniyor. Bu olabilir… Ancak bu ülke topraklarında yaşayıp RUMCU veya PONTUSÇU geçinen sahtekarlara hizmet etmek hiç yakışık olmaz.

Buradaki konudaki sıkıntı sanatçı değil, sanatçının kökeninin Rum olması da değil. Bambaşka bir sıkıntı Kurtuluş Savaşı öncesinde Karadeniz’de faaliyet gösteren PONTUSÇU’lar tarafından bu şarkının “MİLLİ ŞARKI” olarak bestelendiği ve her yerde söylendiği iddialarıdır.

Şimdi halkımız olarak cevap arıyoruz; bu şarkıcı “Pontusçu” mudur?

Bu şarkıda geçen “Karadeniz” şarkıcının gerçek “Karadeniz” sevgisinden mi söylenmiştir. Yoksa tarihteki Pontusçuların marş haline getirdiği “Karadeniz”e ihanet için mi söylenmiştir. Bu şarkının hangi amaç ve duygularla söylendiği çok önemlidir. Bölgede sönmüş ve sindirilmiş Rumculuğu uyandırmak için mi?

Bizler bu konuda bir hükme varamıyoruz. Ancak aynı şarkının Yunanistan televizyonlarında, Rum şarkıcılar tarafından yorumlanarak o günlerde aylarca ve günümüzde de halen bugün aralıksız dinlendiğini dinletildiğini ek bilgi olarak yazmakta yarar gördük!

Karadeniz bölgemiz için; Azerbaycan başta olmak üzere her gün çoğu birçok radyosunda söylenen “ÇIRPINIRDI KARADENİZ BAKIN TÜRKÜN BAYRAĞINA..” adlı güzel bir şarkı vardır.

Rumculuğu pontusculuğu propaganda bir yaşam felsefesi haline getirenler “BATUM” sınır kapısından doğru ilerlesinler ülke topraklarından hiç sağa sola sapmadan direk çıkış yapsınlar. Orada onları anlayanlar ile karşılaşmazlarsa “ERİVAN”’a doğru gitsinler onları anlayacak bol sayıda anlayışlı insanlar var onlarda. Yaz tatillerini de Yunanistan da güzel bir şekilde geçirebilirler.

Doğu Karadeniz’deki Pontusçuluk faaliyetleri MİSYONERLİK faaliyetleri HIRİSTİYANLIK noktasında ortak bir temele dayandığından bu faaliyetler birbirinin içine girmiş bir durumdadır!

Rum Ortodoks Hıristiyanlığının kendi iç bölgesindeki siyasal davası olan PONTUSÇULUK diğer KATOLİK ve PROTESTAN MİSYONERLERİ tarafından da kullanılmaktadır!

Samsun’da bulunan ve Fransa Strazburg Başpiskoposluğuna bağlı olan Mater Delarosa kilisesi, Karadeniz Bölgesindeki KATOLİK MİSYONERLERİN FAALİYETLERİNİN KARARGAHI DURUMUNDADIR!

Bölgedeki Anadolu Lise’lerinde ve Samsun 19 Mayıs Üniversite’sinde okuyan öğrenciler üzerinde çalışmalar yapmaktadırlar. Bölgenin çeşitli yerlerinde açılan yabancı dil okullarında kolej ve üniversitelerde Amerika kaynaklı PROTESTAN MİSYONER FAALİYETLERİ YÜRÜTÜLMEKTEDİR!

Pontus’çu odakların bu gruplarla temasta olduğu çok iyi biliniyor!

PROTESTAN MİSYONERLER, bu bölgede ALEVİ vatandaşlarımız ve kendilerini KÜRT, ÇERKEZ, LAZ ve GÜRCÜ olarak tanımlayanlar üzerinde yoğunlaşmışlardır..!

Kur’ân Ne Diyor?

“Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namazı devamlı kılanlardan eyle; Rabbimiz, duamı kabul et!” (14. İbrahim Sûresi, Âyet/40)

Cevap bırakın

ssd vds
ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-content/plugins/really-simple-ssl/class-mixed-content-fixer.php on line 111