TOPLUM HÂLİNDE YAŞAMAK, İNSANLARA BİRTAKIM HAKLAR SAĞLAR…

Görev Ahlakı.. Kamu Hakkı..

0

Görev Ahlakı..

Toplum hâlinde yaşamak, insanlara birtakım haklar sağladığı gibi bazı sorumluluklar da yükler. Toplumun huzur ve mutluluğunun sağlanmasında, haklara saygı duyulmasının ve sorumluluklarının yerine getirilmesinin önemi büyüktür.

Görev ahlakına sahip olan kişi, kendisine verilen görevi ideal manada gerçekleştirmenin çabası içerisindedir. Böyle bir kimse hile ve desiseden uzak durur; tarafgirlik yapmaz, dürüstlüğü şiar edinir, meslekî ehliyete sahiptir, sır saklamasını bilir. Amirleriyle ve iş arkadaşlarıyla uyum içerisindedir. Kişisel çıkarlarını toplumsal yararların üzerinde görmez. Kendisine verilen emaneti korur. Muhatap olduğu kişilere güler yüz gösterir, iyi davranır, onları kırmamaya, incitmemeye özen gösterir.

Kamu Hakkı..

İnsan toplum halinde yaşamak zorundadır. Toplum halinde yaşamanın ise insana yüklediği ahlakî, dinî ve hukuki sorumluluklar yanında, gözetilmesini gerektirdiği bir takım maddi ve manevi değerler vardır.

Bunların başında KUL ve KAMU HAKKI gelmektedir.

Yüce dinimiz, cinsiyeti, inancı, etnik kökeni ne olursa olsun tüm insanların haklarını kutsal ve dokunulmaz kabul etmiş, bu hakların ihlaline karşı bazı müeyyideler getirmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de; “Aranızda birbirinizin mallarınızı haksızlıkla yemeyin…” (2. Bakara Sûresi, Âyet/188) buyurularak, başkalarına ait olan bir şeyin meşru bir zemine dayanmaksızın haksız yollarla elde edilmesi yasaklanmıştır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de kul haklarını ihlal eden kimseye “MÜFLİS” olarak nitelemiştir. (Müslim, ”Birr”, 59)

Kamu Malını Koruma..

Kamu malı, devletin veya halkın ortak malı ve değerler bütünüdür. Bu malda geçmişin, yaşayanların ve gelecek nesillerin hakları bulunmaktadır. İslam dini, emanet olarak gördüğü kamu malını yerli yerinde kullanmamızı ve bunu EHİL OLANLARA TESLİM ETMEMİZİ EMRETMİŞ, aksi takdirde haksızlık ve su istimallerin meydana geleceğini ve bunun da birçok hak ihlalini beraberinde getireceğini bildirmiştir.

İnsan kendisine verilen bir yetkiyi kullanmada kamu yararını gözeterek hareket etmeli, bunun bir emanet olduğunu kabul ederek korumalı ve adaleti gözetmelidir. Müslüman, kamuya ait mal ve değerler konusunda titiz davranmalı, bunları emanet bilip yerli yerinde kullanmaya çalışmalıdır.

Rüşvet..

Allâh’ın gadabını gerektirecek kadar kötü olan rüşveti alan da veren de, hatta vasıta olan da günahta eşittir.

Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -s.a.v.- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

“AMİRLERİN ALDIĞI HEDİYE HARAM, KADILARIN RÜŞVET KABÛLÜ İSE KÜFRE YAKIN BİR GÜNAHTIR.” (Camiüssağır)

“HÜKM-İ ŞER’ÎYİ İNFÂZ İÇİN HÂKİMİN ALDIĞI RÜŞVET KENDİSİYLE CENNET ARASINDA, BİR KORKULU PERDE OLUR.” (Münavi)

“RÜŞVETİ VEREN VE ALAN HER İKİSİ DE CEHENNEM ATEŞİNDEDİR.” (Tirmizî)

“RÜŞVET ALANA, VERENE VE VASITA OLANA ALLÂH LÂNET ETSİN.” (Hâkim)

Rüşvete hediye isminin verilmesi, onu haramdan helâle çevirmez.

Resulullah -s.a.v.- Efendimiz Ezd Kabilesi’nden bir zâtı zekât toplamak üzere göndermişti. Bu zâtın vazife dönüşü “ŞUNLAR ZEKÂT MALI, ŞUNLAR DA BANA VERİLEN HEDİYELERDİR.” demesi üzerine Resul-i Ekrem -s.a.v- Efendimiz minbere çıkarak Allâh’a hamd-ü senâdan sonra şöyle buyurdu:

“GÖNDERDİĞİM MEMURA NE OLUYOR Kİ, BU SİZİN BU DA BANA VERİLEN HEDİYEDİR DİYOR. BABASININ YA DA ANNESİNİN EVİNDE OTURSAYDI, ONA HEDİYE VERİLİR MİYDİ?

HAYATIMIN YED-İ KUDRETİNDE OLAN ALLÂH’A YEMİN EDERİM Kİ, SİZDEN BİRİNİZ HAKSIZ YERE BİRŞEY ALIRSA; O ALDIĞI DEVE, SIĞIR VEYA KOYUN, OMUZUNA YÜKLETİLMİŞ OLARAK ALLÂH’IN HUZURUNA ÇIKACAKTIR.”

Sonra Peygamber – s.a.v.- Efendimiz koltuk altları görünecek şekilde ellerini kaldırıp üç defa “YÂ RABB, EMRİNİ TEBLİĞ ETTİM Mİ?” buyurdu. (Buharî)

Devlet Malını İsraf Etmek, Şahsi İşlerde Kullanmak Haramdır..

Memuriyeti şahsi menfaatlerine âlet etmek, devlet malını şahsi işlerde kullanmak haramdır. Küçüğünden büyüğüne kadar bu husus her şeye şamildir.

Meselâ en basitinden, kişi çalıştığı işyerinin telefonunu kendi şahsi işleri için kullanamaz, kullanırsa bedelini ödemesi gerekir.

Hazret-i Ömer -r.anh- bu işlerin en güzel numunesini vermiştir. Devlet işlerini gördüğü sırada kabul ettiği ziyaretçisiyle hususi sohbetine geçerken DEVLET MUMUNU SÖNDÜRMÜŞ VE ŞAHSİ MUMUNU YAKMIŞTIR.

Ömer bin Abdülaziz -rahmetullahi aleyh- halife olur olmaz kağıt tahsisatını kısmıştı. Medine vâlisi Ebu Bekir bin Hazm, bir mektup yazarak tahsisatın arttırılmasını talep edince şu cevabı aldı:

“KALEMİNİN UCUNU İNCELT, SATIRLARI SIK TUT, İHTİYAÇLARINI AYRI AYRI DEĞİL TOPTAN YAZ. BEN MÜSLÜMANLARIN MALINDAN, LÜZUMSUZ SARFİYATA TAHSİSAT AYIRAMAM.”

Ömer bin Abdülaziz -rahmetullahi aleyh- in canı meyve istemişti. O anda ne meyvesi vardı, ne de meyve alacak parası vardı. Halifeye hediye olarak meyve getirilmişti. Fakat o, meyveden bir tanesini alıp kokladıktan sonda tabağa geri koydu. Yanındakiler “Resulullah Aleyhisselâm ve onun halifeleri hediye kabul ederlerdi. Sen niye kabul etmiyorsun?” diye sordular.

O da şu cevabı verdi:

“HEDİYE RESULULLAH ALEYHİSSELÂM ZAMANINDA HEDİYE İDİ, FAKAT ONLARDAN SONRA HEDİYE MEMURLAR HAKKINDA RÜŞVETTİR..!”

Cevap bırakın

ssd vds
ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds ssd vds

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-includes/functions.php on line 4673

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home2/misyxx20/public_html/wp-content/plugins/really-simple-ssl/class-mixed-content-fixer.php on line 111